19 Aralık 2007 Çarşamba

KKTC İtalya’da temsilcilik açtı

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, İtalya’da temsilcilik bürosu açtı.ROMA - KKTC Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Turgay Avcı, Roma’nın şehir merkezindeki Torino Caddesi’nde “İtalya Kuzey Kıbrıs Temsilcilik Bürosu”nun açılış töreninde yaptığı konuşmada, “Roma’da açtığımız bu büro, İtalya ve İtalyan halkı ile var olan ilişkilerimizin daha ileriye götürülmesini de temsil ediyor. Bu büro sayesinde, İtalya’daki ticaret, kültür, turizm ve eğitim alanlarındaki faaliyetlerimizi geliştirebileceğiz” dedi. Avcı, İtalya’daki bürokratik engelleri aşma amacıyla “limited şirket” statüsünde açılan “İtalya Kuzey Kıbrıs Temsilcilik Bürosu”nun kurdelesini, bir süre önce KKTC vatandaşlığı da alan Radikal Parti Milletvekili Maurizio Turco ile birlikte kesti.Büronun açılmasının KKTC’nin İtalya’da sesini daha iyi duyurmasını sağlayacağını belirten Avcı, “Kıbrıs Rum yönetimi, diğer ülkelerde ve uluslararası organizasyonlarda temsiliyetimiz de dahil, en temel haklarımızı ortadan kaldırmak için her şeyi yapmaktadır. Hiç şüphesiz bu büronun açılışı bu engelin aşılmasında ve sesimizin İtalya’da duyulmasına yönelik önemli bir adım olacaktır” dedi.Avcı, İtalya’da açılan büronun diğer ülkelere de örnek teşkil etmesini umduğunu belirterek, “ABD, İngiltere ve Belçika’daki temsilciliklerimizin yanı sıra, geçtiğimiz günlerde Katar’ın başkenti Doha’da bir temsilcilik açtık; Kuveyt ve Umman’da ise temsilcilik açma çalışmalarımız halen devam ediyor” diye konuştu.Avcı, KKTC’ye yönelik izolasyonların kaldırılması gerektiğini de anımsatarak, Roma’dan şu çağrıyı yaptı: “Son iki BM Genel Sekreteri’nin yaptığı çağrılarda olduğu gibi, Kıbrıs Türk halkına uygulanan haksız izolasyonların kaldırılması için uluslararası topluma bu vesileyle bir kez daha çağrı yapıyor ve de özellikle Avrupa Birliği’ne ve uluslararası topluma Rumların baskı ve şantajlarına teslim olmamaları gerektiğini hatırlatıyorum.”Aynı çağrıyı İtalyan hükümetine de yapan Avcı, “İzolasyonların kalkması yaklaşık 45 yıldır devam eden adaletsizliği ortadan kaldırmakla kalmayacak, aynı zamanda Kıbrıs’ta bir anlaşmaya varılmasına da yardımcı olacaktır” diye konuştu.KTTC’nin Roma’daki temsilciliğinin açılışında, Türkiye’nin Roma Büyükelçisi Uğur Ziyal’in yanı sıra bazı Türk ve İtalyan yetkililer de hazır bulundu.Açılış töreni sırasında, katılımcılara müzik ziyafeti de çekildi. İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı’nda 3. sınıfta okuyan ve halen öğrenimlerini Erasmus bursuyla Roma’daki Santa Cecilia Konservatuvarı’nda sürdüren öğrencilerin, bağlamada Erkan Ayvaz ve kavalda Gürtuğ Gök ile sundukları müzik ziyafetinde, solist olarak Ayşegül Aykaç ve Cem Aydoğdu’nun seslendikleri Kıbrıs türküleri de büyük beğeni topladı.İtalya Kuzey Kıbrıs Temsilcilik Bürosu’na konulan şeref defterini imzalayan ilk kişi KKTC Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Avcı oldu. Açılış töreninin ardından, Repubblica Meydanı’na nazır Boscolo Exedra Oteli’nde kokteyl de verildi.

http://www.ntv.com.tr/news/430070.asp 19.12.07

6 Aralık 2007 Perşembe

KKTC: Kutsal güç karışırsa çözüm imkansız

KKTC Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Erçakıca, Rum Ortodoks Kilisesi’nin Kıbrıs sorununun çıkmasında baş rolü oynadığını belirterek, şimdi çözüm planı hazırlamasının da çok tehlikeli bir girişim olduğunu söyledi.LEFKOŞA - KKTC Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, Kıbrıs Rum Ortodoks Kilisesi’nin Kıbrıs sorununun çözümü yönündeki plan hazırlığına tepki gösterdi. Erçakıca, “Kıbrıs Rum Ortodoks Kilisesi bir çözüm planı hazırlayacaksa ve bu Kıbrıslı Rum bütün siyasiler için bir çerçeve oluşturacaksa ve onların müzakere masasındaki yetkilerini kısıtlayacaksa bu aynı zamanda onların esnekliklerini kısıtlaması anlamına gelecek. Bu katı tutumla masaya oturulduktan sonra tabii ki anlaşma çok daha zor olacaktır” dediErçakıca, düzenlediği haftalık basın brifinginde bir soru üzerine, Rum Ortodoks Kilisesi’nin, Rum kesiminde şubat ayında yapılacak “başkanlık” seçiminin ardından, çözüm çabalarında etkin rol almak ve ortak hedef belirlemek amacıyla Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin bir plan hazırlayacağı yönündeki haberleri değerlendirdi.Kıbrıs Rum siyasetinde Kıbrıs Rum Kilisesi’nin etkilerinin bilindiğini ifade eden Erçakıca, bunun barışa ve çözüme hizmet eden olumlu bir etki olmadığını söyledi.“Kıbrıs Rum Ortodoks Kilisesi belki de Kıbrıs sorununun ortaya çıkmasının başlıca sorumlusudur” diyen Erçakıca, bundan sonraki aşamada da olumlu bir rol oynamasını beklemediklerini kaydetti. Erçakıca, yakın geçmişte Kıbrıs sorununu dini bir sorun haline getirmeye çalışan Rum Başpiskoposu 2. Hrisostomos’un uluslararası temaslarda bulunduğunu ve sorunu Hristiyanlıkla Müslümanlık arasında bir sorun haline getirmek için elinden geleni yaptığını ifade etti.Erçakıca, Kıbrıs Rum Ortodoks Kilisesi’nin Kıbrıs sorununda çok olumsuz rol oynadığına işaret ederek, Kıbrıs sorununun ortaya çıkışında kilisenin tarihi boyunca çok olumsuz rol oynadığını anlattı.KIBRIS SORUNUNA DİNİN KARIŞMASI YANLIŞ“Kıbrıs sorunu dini bir sorun değildir, siyasal bir sorundur” diyen Erçakıca, şöyle devam etti: “Biz öteden beri din adamlarının Kıbrıs sorununa bu kapsamda karışmalarına ilgi göstermedik. Zaman zaman uluslararası camiadan da talepler oldu doğrusu, bunlara engel olmamakla beraber biraz soğuk yaklaştığımızı da rahatlıkla söyleyebiliriz. Niye engel olmadık? Eğer din adamlarının, semavi dinlerin ortak yanlarına, barışçı yanlarına dikkat çekerek bir çözüm için katalizör rol oynama potansiyelleri varsa bunların ortaya çıkmasını, yardımcı bir faktör olarak devrede olmasını bekledik. Ama ne yazık ki Kıbrıs Rum Ortodoks Kilisesi liderlerinin çabaları bu doğrultuda olmadı, daha fazla kışkırtıcı faaliyetler içerisinde oldular.”ÇÖZÜME ÇOK BÜYÜK DARBE VURACAKTIRRum Ortodoks Kilisesi’nin son hedefinin “tehlikeli bir girişim” olduğunu belirten Erçakıca, şunları kaydetti:“Çünkü Rum siyasetinde kilisenin rolü bilinmektedir. Eğer kilise liderliği sorunu müzakere masasından alıp, kendileri bazı prensipler belirleyip bütün Kıbrıs Rum siyasilerini bu çerçevenin içerisine hapsederlerse, onların çözüm sürecinde göstermeleri gereken esnekliği, yapıcılığı ortadan kaldırırlarsa bu Kıbrıs sorununun çözümüne çok büyük darbe vuracaktır.”Uyuşmazlıkların çözümü için esnek ve müzakere süreçlerinde yapıcı bir tutuma ihtiyaç olduğunu kaydeden Erçakıca, “Eğer bir ‘kutsal güç’ müzakerecilerin arkasında bir katı çerçeve ortaya koyacaksa ve müzakereciler bu çerçeveyi kıramayacaksa tabii ki o soruna çözüm bulmak imkansız hale gelir” dedi.Erçakıca, Kıbrıs Rum tarafında, solcu partilerin dahi Kiliseyi ne kadar dikkate aldığına ve Kilisenin çizdiği çerçevenin dışına çıkamadığına işaret ederek, “Bu çok çok tehlikeli bir girişimdir” ifadesini kullandı.PAPADOPULOS: KİLİSE’NİN ROLÜ VAR AMA BİR YERE KADARKıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, “Rum Kilisesi’nin Kıbrıs’ın geleceğinde sözü ve rolü bulunduğunu, ancak, bağımsızlıktan bu yana bu rolün değiştiğini” ifade ederek, “Kilise’nin rolü bir yere kadar” dedi.Kıbrıs Rum siyasetçileri, Rum Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu 2. Hrisostomos’un, Güney Kıbrıs’taki “başkanlık” seçimlerinin ardından Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik plan hazırlığına gireceği ve bu amaca hizmet edecek uzmanlardan oluşan bir grup kuracağı yönündeki açıklamasını yorumladı.Rum basınında yer alan haberlere göre, Rum siyasetçileri, Kilise’nin, Kıbrıs sorununun çözümü girişimlerinde rol üstlenebileceğinde hemfikir oldu.Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, konuya ilişkin açıklamasında, “Rum Kilisesi’nin Kıbrıs’ın geleceğinde sözü ve rolü bulunduğunu” belirterek, “ancak, bağımsızlıktan bu yana bu rolün değiştiğini ve Kıbrıs sorununa ilişkin konuların idaresinin Ulusal Konsey, seçilmiş hükümet ve devlet başkanı tarafından yapıldığını” söyledi. Papadopulos, “Kilise’nin rolü bir yere kadar” dedi.Rum Kilisesi’nin, Kıbrıs sorununda öneriler hazırlaması konusunda ise Papadopulos, “Kıbrıs sorunu, bizim tarafımızdan öneriler hazırlanması demek değildir. Eğer konu tek başımıza çözmemiz olsaydı, o zaman çok faydalı olurdu” diye konuştu.AKEL: GİRİŞİMİ KİLİSE DEĞİL DEVLET BAŞKANI ÜSTLENMELİKomünist parti AKEL’den yapılan açıklamada ise “devlet başkanının Rum Kilisesi ile uzlaşıya varabileceği, ancak Kıbrıs sorununda girişim üstlenmesi gerekenin Kilise değil, devlet başkanı olması gerektiği” belirtildi.Rum “başkanlık” seçimlerinde ana muhalefet Demokratik Seferberlik Partisi’nin (DİSİ) desteklediği aday olan Yannakis Kasulidis’in Sözcüsü Lukas Furlas da “Başpiskopos’un öneri sunmasında bir sakınca bulunmadığını, ancak bu önerilerin tavsiye düzeyinde kalması gerektiğini” kaydetti.Papadopulos’un onursal başkanı olduğu Demokratik Parti’den (DİKO) yapılan açıklamada da “Başpiskopos’un Kıbrıs sorununun çözümüne yardımcı olmayı istemesinden ötürü görüşlerini sunmasında bir sorun olmadığı” belirtildi.

http://www.ntv.com.tr/news/428468.asp 06.12.07

5 Aralık 2007 Çarşamba

Gloria Jean’s Coffee Rumlara rağmen KKTC’de

Gloria Jean’s Coffee’nin Lefkoşa’daki ilk şubesi, KKTC Cumhurbaşkanı Talat’ın katıldığı açılışla hizmete girdi. Rum kesiminde de faaliyet gösteren uluslararası bir zincirin KKTC’de açılması, izolasyonların aşılması açısından önemli bir adım sayılıyorLEFKOŞA - KKTC’de ilk kez bir uluslararası marka orijinal ismini koruyarak hizmet vermeye başladı. Dünyanın 28 ülkesinde 780’i aşkın noktada şubeleri bulunan kahve dükkanları zinciri Gloria Jeans Coffee’nin başkent Lefkoşa’nın en popüler caddesindeki ilk şubesini, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat açtı. Gloria Jean’s, KKTC’deki ilk halkasını ülkenin önde gelen şirketlerinden olan Kaner grubuyla açtı. Kaner grubu adına konuşan Kaan Kaner, Gloria Jean’s’in KKTC’ye gelişini Kıbrıslı Türklerin izolasyonlarla mücadelesindeki önemli bir başansı olarak değerlendirdi.Rumların engellemeleriyle karşılaştıklarına dikkat çeken Kaan Kaner, “İlk kez bir uluslararası şirket kendi adıyla KKTC’de şube açtı. Bu diğer uluslararası şirketlere de örnek olacak, onları cesaretlendirecek” dedi.Gloria Jean’s KKTC Genel Müdürü Tayfun Tahmas ise Gloria Jean’s’in KKTC’de şube açacağını duyan Rumların, “Kuzey’deki devlet yasadışıdır” iddiasıyla şirketi tehdit ettiğini ve operasyonu engellemek için çaba sarfettiğini söyledi. Rumların tezlerini çürüterek şirketi ikna etmek için büyük çaba harcadıklarını belirten Tahmas, “Sonunda KKTC ve Avusturalya bayraklarının yer aldığı bir toplantıda anlaşmayı imzaldık” dedi.Gloria Jean’s de, ilk şubesinin açılışına bölge sorumlusu Andreu Mugliftone’u göndererek şirketin konuya verdiği önemi vurguladı. Gloria Jean’s, KKTC’de 5 yıl içinde 7 şube daha açmayı planlıyor. Rumların KKTC’ye yönelik ekonomik alandaki ambargoları nedeniyle hiçbir uluslararası şirket ülkede şube açmaya yanaşmıyordu. Bazı uluslararası şirketler, KKTC’ye özel isimler yaratarak ülkede faaliyet gösteriyordu.

http://www.ntv.com.tr/news/428603.asp 05.12.2007

BM’nin Kıbrıs raporu: İlerleme yok

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon, son Kıbrıs raporunda geçen 6 ayda Ada’da ilerleme sağlanmadığını açıkladı.NEW YORK - Ban, “Günlük yaşama ilişkin konuları görüşmek üzere teknik komitelerin kurulmasını, ayrıca sorunun özüne ilişkin konularda çalışma grupları oluşturulmasını öngören 8 Temmuz mutabakatının hayata geçirelememesinden duyduğu üzüntüyü dile getiriyor. Cumhurbaşkanı Talat’la Rum yönetimi lideri Papadopulos’un sonuçsuz kalan görüşmesine de değinen Genel Sekreter, “5 Eylül görüşmesi, tüm Kıbrıslılar için kaçırılmış bir fırsattır” ifadesini kullanıyor.Raporda, Kıbrıslı Türklere yönelik izolasyonların kaldırılmasının önemi de vurgulanıyor, olayın KKTC’nin tanınması tartışmasına dönüşmesinden üzüntü duyulduğu belirtiliyor.Rapor, Güvenlik Konseyi’nin Kıbrıs’taki Barış Gücü’nün görev süresinin 6 aylığına uzatılması kapsamında Cuma günü yapacağı ilk toplantıda görüşülecek.

RUM YÖNETİMİNDEN AÇIKLAMA GELDİ

Kıbrıs Rum yönetimi sözcüsü Vasilis Palmas, BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon’un son Kıbrıs raporunda yer alan olumlu unsurun, Kıbrıs’taki BM Barış Gücü’nün (UNFICYP) görev süresinin, aynı personel sayısıyla 6 ay daha uzatılmasının istenmesi olduğunu söyledi.Rum radyosunun haberine göre, Ban’ın UNFICYP’nın görev süresinin uzatılmasıyla ilgili son raporunu değerlendiren Palmas, raporda, Türk askerleri tarafından, Strovilya (Akyar) ve Luricina’da (Akıncılar) statükonun sürekli olarak ihlal edildiğine, ayrıca Mağusa, Karpaz ve diğer yerlerde Barış Gücü’nün dolaşımına ilişkin olarak getirilen kısıtlamalara değinildiğini ifade etti.“Kıbrıslı Türklerin izolasyonlarının kaldırılmasının istenmesinin” raporda yer alan “olumsuz unsur” olduğunu savunan Palmas, bu konudaki tezlerinin, “bu masala artık bir son verilmesi olduğunu” söyledi.Palmas, “Kıbrıslı Türklerin ne kişisel ne toplu ne de Kıbrıs Türk toplumu olarak izolasyon altında olduğunu” iddia etti. Palmas, “Raporda bu olumsuz unsura değinilmesine karşın, izolasyonların kaldırılmasına yönelik hareketlerin BM Güvenlik Konseyi kararları çerçevesinde yapılmasının” vurgulandığını ifade etti.Vasilis Palmas, Rum yönetiminin rapora tepki gösterip göstermeyeceğine ilişkin soru üzerine, Güney Kıbrıs’ın BM Daimi Temsilcisinin ilk düşünceleri ortaya koyduğunu, ancak siyasi anlamda başka protestolarda bulunmaları gerektiğine karar verilmesi durumunda bunun yapılacağını söyledi.
http://www.ntv.com.tr/news/428563.asp 05.12.2007

3 Aralık 2007 Pazartesi

Independent: Kıbrıslı Türkler ayrılıktan yana

3 yıl önce büyük çoğunlukla Annan Planı’nı kabul eden Kıbrıslı Türklerin şimdi Güney’den tamamen kopmaktan yana olduğuna dikkat çekildi.LONDRA - İngiliz Independent gazetesinde yer alan haberde, 2004’teki referandumda çözümü benimseyen Kıbrıslı Türklerin, buna rağmen Avrupa Birliği’ne giremedikleri belirtildi.Brüksel ve uluslararası toplumun verdikleri sözleri tutmamasının da, Kıbrıslı Türklerin Ada’nın kalıcı bölünmesinden yana tutum değiştirmesinde etkili olduğu vurgulandı. Ada’da yapılan son kamuoyu yoklamasında, Kıbrıslı Türklerin yüzde 60’ının iki devletli çözümden yana tercih kullandığını hatırlatan Independent, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın da bu durumdan AB ile uluslararası toplumu sorumlu tuttuğunu kaydetti. Haberde Talat’ın, Rum kesiminin uzlaşmaz tutumunu gören halkın çözüm ısrarından vazgeçmekte olduğu sözlerine yer verildi.

http://www.ntv.com.tr/news/428278.asp 03.12.07

19 Ekim 2007 Cuma

Güven Yaratıcı Önlemler Paketi

Kıbrıs Türk tarafı Kıbrıs sorununa BM Genel Sekreteri’nin iyi niyet misyonu nezdinde kapsamlı bir çözüm bulma çabalarına bağlı kalmaya devam etmektedir. Bu amaç doğrultusunda, bazı Güven Yaratıcı Önlemler’in uygulanmaya başlanmasının kapsamlı çözüme yönelik anlamlı müzakerelerin başlaması için gerekli olan zemini hazırlamaya yardımcı olacağına inanmaktayız. 6 Temmuz 2006 tarihli mektubumuzda aşağıdaki Güven Yaratıcı Önlemleri önerdik:1. Dekonfrontasyon: BMBG ile, “1989 Unmanning (Askerlerin Karşılıklı olarak Çekilmesi) Anlaşması”‘nın, Haziran 1996 tarihinde BMBG tarafından sunulan güncelleştirilmiş öneriler temelinde, ara bölgede iki tarafın birbirine yakın mesafede olduğu yerleri de kapsayacak şekilde genişletilmesi amacı ile yoğun görüşmeler yürütülmesi.2. Askeri Tatbikatlar: Her iki taraftaki askeri otoritelerin ara bölgenin görüş ve işitme menzili boyunca veya yakınlarında mekanize ve muharebe tank bölüklerini içeren askeri tatbikat gerçekleştirmekten kaçınması. Bu alanın ara bölgenin 1.5 kilometre kuzey ve güneyine doğru genişletilmesini öneriyoruz. 3. Lokmacı (Ledra Caddesi) geçiş noktası: Lokmacı geçiş noktasının açılmasının tamamlanması için BMBG ile işbirliği yapılması. Kıbrıs Türk tarafı, bu geçiş noktasının açılması için bugüne kadar açılmış olan diğer geçiş noktalarında uygulanmış olan prosedürlerin aynısını uygulamaya hazırdır ve bu yönde bir öneri de sunmuştur. Geçiş noktasının açılması için hiç bir ön şart ortaya konmayacaktır.4. Uzlaşma Komisyonu: Kıbrıs Türk halkı ve Kıbrıs Rum halkı arasında anlayış, hoşgörü ve karşılıklı saygıyı teşvik etmek için ilerlemeye ve geleceğe yönelik bir bakış açısı ile görev yapacak olan bir Uzlaşma Komisyonu’nun kurulması. Uzlaşma Komisyonu eşit sayıda Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum’dan oluşacaktır.Bu önlemlere ek olarak, aşağıdaki Güven Yaratıcı Önlemleri de öneriyoruz:5. Yeni geçiş noktaları ve geçitler:Lokmacı geçiş noktasının açılmasından sonra;(a) Yeşilırmak (Limnitis) geçiş noktasının açılması(b) Erenköy’e gidiş ve dönüşlerde serbest geçişin temin edilmesiBu Güven Yaratıcı Önlem maddesi uzun zamandır askıda olan Yiğitler (Arsos) - Pile (Pyla) yolunun daha fazla gecikmeden tamamlanacağını varsaymaktadır. Kıbrıs Türk tarafı BM’in, özellikle bu konuda, taraflara karşı olan muamelesinde uzun zamandır adaletsiz bir tutum sergilediği görüşündedir. Bilindiği gibi, BMBG’nün Voroklini (Voraglini) - Pile (Pyla) yolunun tamamlanması için izin vermiş olması Pile sakini Kıbrıslı Rumlara büyük bir kolaylık sağlamıştır. Köyün Kıbrıslı Türk sakinleri için aynı kolaylığın sağlanmasına karşı çıkılması, Kıbrıslı Türklerin Pile sakini Kıbrıslı Rumlara karşı dezavantajlı konuma düşmelerine neden olmaktadır.6. BMBG vasıtasıyla işbirliği: Kıbrıs Rum tarafının Kıbrıs Türk tarafıyla ortak konularda işbirliği yapmak yönündeki isteksizliği göz önüne alındığında, BMBG’nün insan kaçakçılığı, narkotik ve yasa dışı faaliyetler gibi sınır ötesi konular dahil olmak üzere iki taraf arasında işbirliği gerektiren alanlarda arabulucu olarak eşit düzeyde görev yapması.16 Ekim, 2007New York.

9 Ekim 2007 Salı

Dışişleri Bakanı Kırgızistan`a gitti

Dışişleri Bakanı Erato Kozakou –Markoulli Kırgızistan’a gerçekleşeceği ziyaretin “önemli” olduğunu ve ziyareti sırasında ülkenin Başbakanı, dışişleri bakanı ve diğer üst düzey yetkilileri ile görüşeceğini söyledi. Bakan, Kırgızistan ziyaretinin işgal rejim ile Kırgızistan arasındaki ilişkileri bozmayı hedeflediyi yönünde Kıbrıs Türk basınında çıkan haberlerle ilgili bir soruya yanıt vererek, ziyaretinin amacının Kıbrıs ile Kırgızistan arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesi olduğunu belirtti.

http://www.cna.org.cy/website/turkish/announcedisplay2.asp?id=2

Haber GKRY kaynaklıdır.Kullanılan terimler Kıbrıs Notları blogunun görüşlerini yansıtmaz

Rumlar KKTC-Suriye seferlerinden rahatsız

KKTC ile Suriye arasında yapılacak gemi seferlerini engelleme yönünde sonuç alamayan Rum yönetimi, Gazimağusa ve Lazkiye limanları arasında yapılacak gemi seferleriyle ilgili Suriye’den açıklama istedi.KKTC ile Suriye arasındaki gemi seferlerinin, Ramazan Bayramı’nda düzenlenecek özel seferlerle başlayacak olması Kıbrıs Rum yönetimini endişelendiriyorRum yönetimi Dışişleri Bakanı Erato Kozaku Markulli, Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim’e bir mektup göndererek, Gazimağusa ve Lazkiye limanları arasındaki seferler hakkında açıklama talebinde bulundu.Söz konusu gemi seferlerinin yasadışı olduğunu öne süren Markulli, ilgili mektubu dün, güney Lefkoşa’daki Suriye Maslahatgüzarı Nader’e verdi.Markulli, Muallim’e, Suriye hükümetinin, Gazimağusa limanı ile Lazkiye arasındaki seferlerin iptal edilmesine karar verip vermediğini sorarak, yanıt talep etti.Seferlerle ilgili Rum yönetiminin endişelerini dile getiren Markulli, Suriye Dışişleri Bakanı’na, Suriye’ye gelecek ziyareti sırasında, iki ülke arasındaki işbirliğini daha fazla geliştirmeyi arzuladığını belirtti.Rum Bakan, mektubunda, “Enerjimizi ve zamanımızı bu tür eylemlerin yarattığı sorunları görüşerek harcamak yerine iki ülkeyi birleştirecek tüm bu konuları görüşmeyi ümit ediyorum” ifadesine yer verdi.GEMİ SEFERLERİNİN AYRINTILARIRamazan Bayramı dolayısıyla arife günü ve bayramın 3. günü Lazkiye’ye özel sefer düzenleyecek. Gazimağusa-Lazkiye arasında Perşembe ve Cumartesi günleri yapılacak tarifeli seferler ise 18 Ekim’de başlayacak.Bayrama özel seferlerde deniz otobüsü saat 09.00’da Gazimağusa Limanı’ndan ayrılacak, aynı gün saat 16.00’da Lazkiye’den hareket edecek. Gazimağusa-Lazkiye arasındaki seferler 3 saat 10 dakika sürecek.18 Ekim’de başlayacak tarifeli seferler ise Perşembe ve Cumartesi günleri yapılacak. Perşembe günü saat 09.00’da Gazimağusa’dan ayrılacak deniz otobüsü, aynı gün saat 16.00’da KKTC’ye dönmek üzere Suriye’den hareket edecek.Cumartesi gerçekleşecek seferlerde ise dönüş Pazar günü yapılacak.297 yolcu kapasiteli katamaran tipi deniz otobüsleriyle gerçekleştirilecek Gazimağusa-Lazkiye arasındaki gemi seferlerinin gidiş-dönüş toplam bedeli 100 ABD Doları. 0-4 yaş grubundan ücret alınmayacak seferlerde, gidiş-dönüş biletleri çocuklara 50, öğrencilere 75 dolara satılacak.KKTC PASAPORTU KULLANILABİLECEKSuriye’ye KKTC pasaportu ve vizeyle girilebilecek. KKTC vatandaşları, Akgünler Denizcilik Şirketi’nin düzenlediği paket turlardan yararlanmaları halinde Suriye’ye vizesiz de girebilecek.“Kıbrıs Cumhuriyeti” pasaportuna da vize talep edilecek, ancak vize ücreti kullanılacak pasaporta göre değişecek. Vizeler, ülkeye giriş yaparken sınır kapılarında alınabilecek.

http://www.ntv.com.tr/news/422399.asp

6 Ekim 2007 Cumartesi

Kıbrıs Suriye ile işgal bölgesi arasındaki feribot seferlerini yakından izliyor

İşgal altındaki bölge ile Suniye arasında yeni feribot seferleri yapılacağı yolunda çıkan basın haberleri üzerine açıklamada bulunan Kıbrıs Hükümeti Sözcüsü Vasilis Palmas hükümetin konuyu yakından izlediğini elinden gelen her şeyi yapmakta olduğunu vurguladı. Sözcü feribot seferleriyle ilgili Kıbrıs Türk basın haberleri hakkında Hükümetin bilgi sahibi olduğunu açıkladı.“Suriye hükümetiyle her düzeyde temasın devam” ettiğini savunan sözcü, “Suriye ile olan geleneksel ve köklü ilişkilerin devam edeceğini” vurguladı.

http://www.cna.org.cy/website/turkish/announcedisplay2.asp?id=1 Haber GKRY kaynaklarından alınmıştır.Bu sebeble KKTC'den İşgal bölgesi olarak bahsetmektedir.Kıbrıs Notları Blogu bu tanımlamaya taraf değildir.

Rum genci KKTC üzerinden kaçıyor

AA - LEFKOŞA - Rum gençlerin askere gitmemek için, altı aylık erteleme aldıktan sonra ülke dışında üniversite eğitimi görmek üzere KKTC'nin Ercan Havaalanı'nı kullanarak kaçtıkları anlaşıldı. Rum Savunma Bakanlığı Genel Müdürü Petros Kareklas, dün, Rum Meclisi Savunma Komitesi'nde, celpleri gelmiş gençlerin askerlikten kaytarmak için KKTC üzerinden yurtdışına kaçtıklarını söyledi. Celpleri gelenler, Milli Muhafız Ordusu'ndaki (RMMO) görevleri için altı ay erteleme alarak, psikolojik sorunlar başta olmak üzere sağlık sorunlarını bahane edip yurt dışındaki üniversitelere kayıt yaptırıyor. Kendilerine bir altı ay daha erteleme ve yurtdışına çıkış izni verilmemesi ihtimali yüzünden çareyi adayı KKTC üzerinden terk etmekte buluyor. Kareklas, "Biz bu kişileri kaçak ilan ediyoruz. Ama tutuklanmamak için 'Kıbrıs'a gelmiyorlar" dedi. Eğitim için yurtdışına giden ve tehir sürelerinin bitiminde dönmeyenler yoklama kaçağı ilan ediliyor.

http://213.243.28.21/haber.php?haberno=234917

5 Ekim 2007 Cuma

KKTC - Suriye gemi seferleri başlıyor

Akgünler Denizcilik Şirketi, Ramazan Bayramı dolayısıyla arife günü ve bayramın 3’üncü günü KKTC ile Suriye arasında özel sefer düzenleyecek. Tarifeli seferler ise 18 Ekim'de başlayacak.Bayrama özel seferlerde deniz otobüsü saat 09.00'da Gazimağusa Limanı'ndan ayrılacak, aynı gün saat 16.00'da Lazkiye'den hareket edecek. Gazimağusa-Lazkiye arasındaki seferler 3 saat 10 dakika sürecek. Şirketin 18 Ekim'de başlayacak tarifeli seferleri ise perşembe ve cumartesi günleri yapılacak. Perşembe günü saat 09.00'da Gazimağusa'dan ayrılacak deniz otobüsü, aynı gün saat 16.00'da KKTC'ye dönmek üzere Suriye'den hareket edecek. Cumartesi gerçekleşecek seferlerde ise dönüş pazar günü yapılacak. 297 yolcu kapasiteli katamaran tipi deniz otobüsleriyle yapılacak Gazimağusa-Lazkiye arasındaki gemi seferlerinin gidiş-dönüş toplam bedeli 100 ABD Doları. 0-4 yaş grubundan ücret alınmayacak seferlerde, gidiş-dönüş biletleri çocuklara 50, öğrencilere 75 dolara satılacak. KKTC pasaportu kullanılabilecek Suriye'ye KKTC pasaportu ve vizeyle girilebilecek. KKTC vatandaşları, Akgünler Denizcilik Şirketi'nin düzenlediği paket turlardan yararlanması durumunda Suriye'ye vizesiz de girebilecek. "Kıbrıs Cumhuriyeti" pasaportuna da vize istenecek, ancak vize ücreti kullanılacak pasaporta göre değişecek. Vizeler, ülkeye giriş yaparken sınır kapılarında alınabilecek. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile Suriye arasında, yaklaşık 30 yıl sonra yeniden feribot seferleri 22 Eylül'de başlamıştı.

http://www.cnnturk.com/DUNYA/haber_detay.asp?PID=319&HID=1&haberID=396172

4 Ekim 2007 Perşembe

Kıbrıs'ta tek taraflı adım yok

Dışişleri Bakanı Ali Babacan, Kuzey Kıbrıs'a yönelik ambargolar kaldırılmadan Türk limanlarının Kıbrıs Rum kesimine açılmayacağını söyledi.Babacan, "Kimse bizden bu konuda tek taraflı adım beklemesin" dedi. Temaslarda bulunmak üzere ada'ya giden Babacan, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Dışişleri Bakanı Turgay Avcı ve KKTC eski Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile bir araya geldi. Talat ile yaptığı görüşmenin ardından basın toplantısı düzenleyen Babacan, Avrupa Birliği, Kuzey Kıbrıs'a verdiği sözleri tutana kadar Ankara'nın taviz vermeyeceğini söyledi. Babacan bazı ülkelerin yüksek sesle olmasa da bire bir görüşmelerde Türkiye'nin haklı olduğunu dile getirdiklerini belirtti.

http://www.cnnturk.com/DUNYA/haber_detay.asp?PID=319&HID=1&haberID=395872

3 Ekim 2007 Çarşamba

John Ryan Kıbrıs’ta liderlerle görüştü

İngiltere’nin, Kıbrıs Özel Temsilcisi John Ryan, ilk kez gittiği Kıbrıs’ta liderlerle temaslarda bulundu.Talat ve Papadopulos’la görüşen Ryan, Rum kesiminde şubat ayında yapılacak başkanlık seçimlerinin ardından gözlerin yeniden Kıbrıs sorununa çevrileceği mesajını verdi. Ryan, çözüm için İngiltere’nin de çaba sarfetmeye hazır olduğunu söyledi. Ryan, iki lider arasında 8 temmuz 2006’da varılan anlaşmanın esnek bir çerçeveye sahip olduğunu ve bu anlaşmanın uygulamaya konması için taraflarda gerekli azmi gördüğünü söyledi.8 temmuz 2006 anlaşmasıyla, adada kapsamlı bir çözüm için müzakerelerin tekrar başlatılması hedefleniyordu.

http://www.ntv.com.tr/news/421862.asp 03.10.07 NTVMSNBC

Talat: Papadopulos yeni zemin peşinde

KKTC Cumhurbaşkanı Talat, Rum yönetimi lideri Papadopulos’un Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, bugüne dek yapılan tüm çalışmaları çöpe atarak, sil baştan yeni bir zemin yaratma hedefini ortaya koyduğunu söyledi.Talat, Rumların bu tavrının, Ada’nın bölünmesinin kalıcı duruma gelmesi anlamına geldiğini belirtti. “Rum yönetimi liderliğinin, aslında buna oynadığını” kaydeden Talat, “Ya bunu söylemekten endişe etmektedir, kendi halkının tepkisinden çekinmektedir, ya da bütün dünyayı geri zekalı, ahmak zannetmektedir” dedi. Talat, Ada’nın birleşmesini istediklerini ancak hiçbir şekilde haklarından feragat etme niyetinde olmadıklarını vurguladı. Talat, Papadopulos’un çözümü Ada’daki Türk askerinin çekilmesi olarak gördüğünü ifade etti.

http://www.ntv.com.tr/news/421761.asp 03.04.07 NTVMSNBC

1 Ekim 2007 Pazartesi

Hristofyas: Talat Türkleşiyor

2008 başkanlık seçimleri adayı, AKEL Genel Sekreteri ve Meclis Başkanı Hristofyas, NTV’nin sorularını yanıtladı. Başkan seçilirse 2 toplumlu federasyondan yana irade kullanacağını söyleyen Hristofyas, Talat’ın ‘Türkleştiğini’ ileri sürdü
LEFKOŞA - Rum lider Papadopulos, 2003 seçimlerinde, ülkenin en büyük partisi AKEL’in desteğiyle seçilmişti. ama AKEL, Şubat 2008’de yapılacak başkanlık seçimlerine bu kez kendi adayıyla, Parti Genel Sekreteri ve Meclis Başkanı Dimitris Hristofyas’la katılıyor. Hristofyas, Annan Planı’na karşı da kampanya yürütmüştü. Hristofyas, aradan geçen 3 yılda Rumların uzlaşmaz tutumu nedeniyle Kıbrıslı Türklerin artık iki devletli çözümü tercih etmeye başlamalarını değerlendirdi. Ancak Hristofyas’a göre bunda Rumların uzlaşmazlığının değil, Kıbrıslı Türk liderlerle Ankara’nın açıklamaları etkili oldu.İki ayrı devletli çözümü isteyen Kıbrıslı Türklerin sayısı nasıl artmasın! Bakın yakın bir dönem içinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin cumhurbaşkanı yasadışı bir şekilde adanın Kuzey kesimini ziyaret etti ve bu ziyaret Birleşmiş Milletler kararları gözetilmeksizn yapıldı. Bu ziyareti sırasında Sayın Gül, Ada’da iki halktan, iki dinden, iki ayrı devletten bahsetti. Diğer yandan dostum Talat, Sayın Turgay Avcı’yı sürekli olarak yurtdışına gönderiyor ve bu ziyaretlerde sürekli olarak Ada’da 2 devletin olduğu vurgulanıyor. Yani, 2 bölgeli, 2 toplumlu çözüm mesajı yerine, bu mesajlar veriliyor. Bakın kamuoyu üzerinde liderlerin etkisi vardı. Eğer birlikten yana mesajlar verirseniz kamuoyunu birlikten yana etkilersiniz. Bu verilen mesajlar birlikten yana olmaktan ziyade bölünmeden yana. Doğru mesajlar değil.Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos ile Rum Dışişleri Bakanı Markuili’nin Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilgili sözlerine de değinen Hristofyas, Ada’daki orduların çözümü güçleştirdiği görüşünde.Sert olan açıklamalar değil, 33 yıldır Türkiye’nin ordusunun bulunması. Sadece Kıbrıslı Rumların değil, Kıbrıslı Türklerin de insan haklarını ihlal eden bir olgudur. 33 yıldır ülkemde yabancı bir ülkenin askerleri, orduları var diye benim onları alkışlamamı mı beklerdiniz. Ya da 33 yıldır ben köyüme gidebilmiş, köyümü, evimi görebilmiş değilim. Doğduğum büyüdüğüm toprakları görebilmiş değilim. Bu koşullarda bu askeri gücü alkışlamamı mı beklerdiniz. ASKERLERİN VARLIĞI, SİYASİ KOŞULLARI ETKİLİYORMaalesef benim görüşüme göre, askerin ya da orduların mevcudiyeti, siyasi koşulları da etkiliyor. Eğer Ada’da Türk ordusunun mevcudiyeti olmasaydı, Uzunyol, Ledra Caddesi açılmış olmayacak mıydı. Ya da Yeşil Hat boyundaki askeri güçlerin birbirinden uzaklaştırılması sözkonusu olmayacak mıydı. Benim kanaatime göre bunlar gerçekleşecekti. İki toplumun da kendini güvende hissedeceği bir uluslararası barış gücünün Ada’da varolması üzerinde anlaşmaya varılabilir. Bugüne kadar dışarıdan Ada’ya yapılmış olan müdahalelerin Kıbrıslılarda güvenlik hissine yardımcı olmadıklarını gördük. İster Atina tarafından, Yunanistan tarafından yapılmış olan darbe olsun, ister Türkiye’nin ordusu aracılığıyla yaptığı müdahale olsun. Bunlar Kıbrıslıların güvenlik hissinin gelişmesine yardımcı olmadılar. Hristoftyas, Kıbrıs sorununun çözümünün büyük ölçüde Ankara’nın elinde olduğunu da düşünüyor.Kıbrıs sorununun çözümü için Talat yerine Ankara ile görüşmek gerektiğini söylemiyorum. Bu, Kıbrıs Türk liderliğiyle görüşmek istemiyorum gibi yorumlanabilir. Ama Ankara’nın rolünü kim inkar edebilir? Sadece Rumlar değil, bunu tek bir Kıbrıslı Türk bile inkar edemez. Farzedinki ben yarın Talat’la anlaşmaya varıyorum ve diyoruz ki ‘Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti askerlerden arındırılmış olacaktır’. Böyle bir anlaşmanın uygulamaya geçmesinin yolu Ankara’dan geçmeyecek mi? Ya da son 33 yılda Ada’ya yerleşen Türkiyelilerin geri dönmesi için Türkiye’nin onayı, izni gerekmeyecek mi? Sayın Papadopulos’a çatmak çoğunlukla kolay bir hedef. Kolaycı bir şekilde Papadopulos hedef alınıyor. Çünkü Sayın Papaopulos hakkında bir önyargı sözkonusu. İki toplum arasında çözüme varılması için evet biz oturup görüşeceğiz. Ama pek çok konuda alınacak olan kararlarda da Ankara’nın önemli rolü var. Dimitris Hristofyas, Rum kesiminin, Ankara’nın Avrupa Birliği sürecine en fazla destek veren ülkelerin başında geldiğini de savunuyor.Türkiye’nin AB sürecini bu kadar açık şekilde destekleyen az sayıda ülkeden biriyiz. Bunun Kıbrıs sorununun çözümüne faydaları olacağına inanıyoruz. Ancak Türkiye, AB üyesi bir ülkeyi yani Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tanımıyor. Buradan kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmiyor. Türkiye, yükümlülüklerini yerine getirerek bu süreci yürütebilir. Ankara ‘bu yoğurdu öyle yiyeyim ki üzeri bozulmasın’ istiyor. Bu mümkün değil. 2008’de yapılacak seçimin iddialı adaylarından olan Dimitris Hristofyas, seçilirse nasıl bir politika izleyeği hakkında da ipuçları verdi. Türk tarafının pozisyonunu değiştirmemesi halinde kendisinin de sert bir müzakereci olabileceğini söyleyen Hristofyas, Rum yönetiminin bugüne dek reddettiği uluslararası konferans önerisine de sıcak bakıyor.Sanıyorum şu anda bir taktik oyun oynanıyor ve bu durum şahsen benim hoşuma gitmiyor. 14 aylık bir gecikmeden sonra Sayın Talat ve Sayın Papadopulos bir araya geldiler. Ancak 8 Temmuz anlaşmasını hayata geçirmek yerine Sayın Talat yeni bir öneri sundu. Çözüm için sizin kafanızda bir tarih var mı diye sordunuz. Size eski başkanlardan Vasiliu’nun sözleriyle yanıt vereyim. “İleride değil, dün, çoktan çözüme varılması gerekirdi” Ana konularda hala ciddi anlaşmazlıklar var.FEDERASYON ÇÖZÜMÜ, RUMLARIN ÖNEMLİ BİR TAVİZİDİRBiz iki bölgeli, iki toplumlu bir federasyon tezini savunuyoruz ve şu gözardı edilmesin ki, iki bölgeli, iki toplumlu federasyon çözümü, Kıbrıs Rum toplumunun verdiği önemli bir tavizdir. Çözüm iki toplumun insan haklarını güvence altına almalıdır. İki toplum tarafından bir ortaklık oluşturtulacaktır. Bu ortaklık, iki toplumun siyasi eşitliğini, tıpkı Birleşmiş Milletler kararlarında ifade edildiği gibi, öngörecektir. Ama bu sayısaal eşitlik anlamına gelmemektedir. Bir bölgede Kıbrıs Türk toplumu diğer bölgede Kıbrıs Rum toplumu kendisini idare edecektir. Kıbrıslı Rumların idare ettiği bölgede Kıbrıslı Türkler yaşamak istiyorsa yaşayacaktır ya da Kıbrıs Rumlarından, Kıbrıslı Türklerin idare ettiği bölgede yaşamak isteyenler de olacaktır. Merkezi hükümette de iki toplumun yer alacaktır, eğer garantör bir güç kalacaksa, bu garantör güçlerin tek yanlı müdahale hakkının olmaması, Kıbrıs’ın askerlerden arındırılması gerektiğini savunuyoruz. Çözüm çerçevesinde göçmenlerin, evlerine köylerine, topraklarına geri dönebilmeleri hakkı olması gerektiğini belirtiyoruz. Ada’ya geçen 33 yıl zarfında dışarıdan gelmiş olan nüfusun büyük çoğunluğunun, çözümle birlikte Ada’dan gitmesi gerektiğini vurguluyoruz. Bildiğiniz gibi Kıbrıs, Kıbrıslı Türklerle Rumların ortak vatanıdır. GEREKİRSE SERT BİR MÜZAKERECİ OLURUMŞimdi bütün bu gerçekliklerin ışığında yarın Sayın Mehmet Ali Talat’la görüşme olduğunda Sayın Talat, “Ada’nın gerçekleri var, Ada’da iki devlet var, bu taraftaki mallarını Kıbrıslı Rumlar unutsunlar, Ada’da varolan 150 bin - 180 bin Türkiyeli kalmaya devam edecek” derse, böyle bir durumda elbette ben de çok sert bir müzakereci olacağım. Bizim sorunumuz İngilizlerin, Yunanların ya da Türkiyelilerin lehine bir çözme ulaşmak değil. Biz Kıbrıslıların lehine olacak bir çözüm uğraşısı içindeyiz. Ayrıca Kıbrıs sorununun çözümü için uluslararası konferans düzenlenebilir. Taraflar BM çatısı altında oturup, uluslararası konferansta bu meseleyi konuşabilir.Hristofyas, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’la da en kısa sürede görüşmek istediğini söyledi.Biz hiçbir zaman AKEL olarak, Talat’ın ikinci bir Denktaş olduğunu söylemedik. Bir Kıbrıslı Türk dostumun bana söylediğini aktaracağım. Ama bu yanlış anlaşılmasın, espri olarak söylüyorum. “Talat önceleri Kıbrıslıydı. Sonra Kıbrıslı Türk oldu. Şimdilerde ise Talat sadece Türk.” Sayın Talat’la eskiden yoldaşlar olarak çok kez bir araya geldik. Ülkesini seven iki dost olarak kısa süre içinde tekrar bir araya geleceğimizi umuyorum. Ama ben Kıbrıslı bir Mehmet Ali Talat’la buluşmak istiyorum.

http://www.ntv.com.tr/news/421518.asp

30 Eylül 2007 Pazar

Avustralya Kıbrıs sorununa iki din temelinde bir çözüme karşı

Avustralya Genel Valisi Michael Jeffery, Türkiye’nin Kıbrıs sorununa iki din temelinde bir çözüm bulunması önerisini reddetti.Genel Vali, bu tutumun barış içinde bir arada yaşma fikrine tamamen aykırı olduğunu vurguladı. Valinin bu görüşü Kıbrıs’ın Avustralya Yüksek Komiseri Fillipos Kritiotis’in Güven Mektubunu sunduktan sonra yayınlanan resmi basın bildirisinde yer aldı.Açıklamada Kıbrıs Hükümetini çözüme gidecek özlü müzakereleri için harcadığı efora destek ifade edildi. Bu bağlamda, Kıbrıs sorunuyla ilgilenen Avustralya temsilcisi Jim Short’un katkılarına da değinen Genel Vali, Short’un son gelişmeler hakkında bilgilenmek amacıyla yakında bölgeyi ziyaret edeceğini açıkladı.

http://www.cna.org.cy/website/turkish/announcedisplay2.asp?id=2

Papadopulos silah komisyonu almış

SEFA KARAHASAN LefkoşaRum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un avukatlık bürosunun 1990'lardan beri Rum Milli Muhafız Ordusu'na silah satan Norinco isimli Çin şirketinden komisyon talep ettiğini gösteren belgelere ulaşıldığı bildirildi.Rum Politis gazetesi manşetten verdiği haberinde, "Papadopulos & Co" avukatlık bürosunun mektubunda yazılanlar, Papadopulos'un adını Rum Yönetimi lideri olarak açıkladığını ortaya koyuyor. Gazete şunları kaydetti; "Tasos Papadopulos & Co'nun avukatlarından Aleksia Kunduri, Çinlilerin 'Kıbrıs'taki temsilcisi Chams Limited şirketi lehine bir miktar para talebinde bulundu."

http://www.milliyet.com.tr/2007/10/01/dunya/dun02.html

Talat: Kıbrıs, bölünmüş halkın sorunudur

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, "Kıbrıs sorununun bölünmüş siyasetçilerin sorunu olmaktan çıktığını, bölünmüş halkın sorunu olduğunu" söyledi.Atina’da yayımlanan To Vima gazetesine demeç veren Talat, "Kıbrıs sorunu siyasetçiler arası bir sorundu. Tabii ki halklarla başladı, ancak siyasetçilere yansıdı. Siyasetçiler de bölünmüş durumdaydı. Şimdi halklar da bölünmüş durumda. Siyasetçiler şu anda bir çözümükabul etseler bile, kimse halkın kabul edeceğinden emin değil" diye konuştu.Referandumdan sonra halkların "yabancılaştığını" kaydeden Talat, "Sınırlar açıldığı zaman halk kuzeyden güneye, güneyden de kuzeye koştu. Bugün güneyden kuzeye günlük geçiş bin kişiden az. Kıbrıslı 6 ila 7 bin Türk her gün geçiş yaparken, Rumların sayısı git gide azalıyor" dedi.Bütün bu gelişmenin var olan yabacılaşmayı vurgulamakta olduğunu ifade eden Talat, Kıbrıslı Türklerin nabzını yoklayan bir araştırmanın, her geçen gün daha az insanın birleşmiş Kıbrıs’ta yaşamak istediğini ortaya koyduğunu belirtti. Talat, "Kıbrıslı Türklere neden güneyi ziyaret ettiklerini sorduğumuzda, eski evlerini görmeye, çalışmaya veya alışverişe gittiklerinisöylüyorlar. Rumlarla eski temasları yok. Bu da endişe verici" ifadelerini kullandı."Türkiye’de oluşmakta olan siyasi durumun AB sürecinde nefes olacağını" kaydeden Talat, bu durumun Kıbrıs konusunu da dolaylı şekilde etkileyeceğini kaydetti. KKTC Cumhurbaşkanı, "İnanıyorum ki, bugüne kadar hareketsiz olan süreçte tekrar kımıldanma meydana gelecek" diye konuştu.Türkiye ile AB arasında, Kıbrıs Rum bayrağının Türk limanlarına giriş yapamaması nedeniyle ortaya çıkan duruma da değinen Talat, şöyle konuştu:"Bizim isteğimiz, aleyhimize olan kısıtlamalarla Kıbrıs Rum gemileri için yapılan uygulamanın eş zamanlı olarak kaldırılması. Bunun adil ve mantıklı olduğunu düşünüyoruz. Bize, Kıbrıs çözümünü kabul edersek aleyhimize olan kısıtlamaların kalkacağına dair söz verdiler. Tüm politik sistemimizi değiştirdik ve tam demokratik olarak yeniledik.Ancak yine de Rumların tepkileri nedeniyle izole durumdayız." Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün KKTC ziyaretine de değinen ve Ankara ile herhangi bir sorun yaşanmadığını belirten Talat, Gül’ün Ankara’nın KKTC’ye destek vermeye devam edeceğini söylediğini, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ise Kıbrıs konusunda hareketlenme ve değişikliğin en büyük garantisi olduğunu belirtti.Kıbrıs diyaloğunun yeniden başlaması konusunda, Kıbrıs Rum kesimi lideri Tasos Papadopulos’un hiçbir zaman çizelgesi tanımadığını belirten Talat, "2,5 ay süresince konuları hazırlayacak olan heyetler arasında görüşmelerin başlamasını önerdim. Devamında ise 2008 içinde bitirilmesi gereken diyaloğa gidilmesini söyledim. Ancak Papadopulos hiçbir zaman kısıtlaması kabul etmediğini söyledi" dedi.
ABHaber 30.09.2007 Ajanslar

The Guardian: Rumları üye yapmak AB'nin bu yüzyıldaki en büyük hatası

AB’nin Kıbrıs Rum Kesimi’ni Kıbrıs sorunu çözülmeden üye yapmasının çok büyük bir hata olduğu bildirildi. The Guardian gazetesinin köşe yazarı Jonathan Steele, Rumları üye yapmanın “AB’nin bu yüzyılında yaptığı en büyük hata olduğunu" belirterek “Brüksel, pazarlık gücünü kaybetti"diye yazdı. Jonathan Steele, Kosova sorununu değerlendirdiği yorumunda AB’nin Sırpların tüm argümanlarına karşın Kosovo’nun bağımsızlığından yana bir tutum takınmasını istedi. Sırpların, radikal milliyetçilerin kontrol altında tutulması için Sırbistan’ın AB tarafından adaylık statüsünün verilmesini talep ettiklerine dikkat çeken Steele, AB’nin bu tür talepleri hiç tereddüt göstermeden reddetmesi gerektiğini savundu. Steele şunları yazdı: “Kıbrıs’ın (Rum Kesimi) adadaki Rum-Türk iltilafı çözülmeden AB’ye girmesine izin vermek AB’nin bu yüzyılda yaptığı en büyük hatadır. Brüksel, pazarlık gücünü kaybetti."

http://www.milliyet.com.tr/2007/09/28/son/sonsiy38.asp

29 Eylül 2007 Cumartesi

ABD Kıbrıs’a yeni BM temsilcisi istedi

ABD, Kıbrıs’ta barış sürecinin canlandırılması için yeni bir BM özel temsilcisinin atanmasını istedi.ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Nicholas Burns, Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos ile New York’ta görüşmesinden sonra yaptığı açıklamada, Rum yönetimi ile yeni bir başlangıç istediklerini ve bunun için uygun bir ortam yaratacaklarını belirterek, adada gecikmeden barış sürecini canlandırmak gerektiğini kaydetti. Bu nedenle BM Genel Sekreteri’ne, yeni bir girişim başlatmasını ve barış görüşmelerini yönlendirmekten sorumlu bir temsilci atamasını önerdiklerini belirten Burns, ABD’nin bu sürece aktif biçimde destek ve dahil olacağını söyledi.Rum yönetimi lideri Papadopulos ile BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon’un Pazar günü bir araya gelmeleri bekleniyor. Ban, 16 Ekimde de KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile görüşecek.BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi ve Kıbrıs’taki BM Barış Gücü Misyon Şefi olarak Michael Möller görev yapıyor.KKTC Cumhurbaşkanı Sözcüsü Hasan Erçakıca, Talat’ın Ban ile 16 Ekim’de yapacağı görüşmede, özellikle Kıbrıs sorununun içinde bulunduğu durumun değerlendirileceğini belirterek, Kıbrıs Türk tarafının acil ve kapsamlı çözümün gerekliliğini ve bunun için çalışma kararlılığını bir kez daha dile getireceğini ve bunun için yapılması gerekenleri BM Genel Sekreteri’ne aktaracağını bildirmişti.

http://www.ntv.com.tr/news/421127.asp NTVMSNBC 28 Eylül Cuma Kıbrıs